Bugun...

Koray YAZICI
KIDEM TAZMİNATI FONU VE İŞÇİLER…
Tarih: 01-01-1970 02:00:00 Güncelleme: 01-01-1970 02:00:00


Kıdem tazminatına yönelik sermaye hamlesi, İstanbul seçimlerinin yenilenme gündemine rağmen sıcaklığını koruyor. Geçtiğimiz hafta konu basına servis edilmeye devam etti. Güney Kore modeli, prim oranı, BES entegrasyonunun nasıl olacağı gibi kaynağı “duyum” olan haberleri hep birlikte izledik. Yeni bir somut adım için seçim sürecinin tamamlanması beklenecektir ancak fon tartışmasının seçim döneminde de el altında tutulacağı anlaşıyor.

Bu arada  geçtiğimiz günlerde  tartıştırılan fonun tüm boyutlarını ortaya koyan bir rapor yayınlandı. Rapor fonun tümüyle işçilerin aleyhine olacağını somut verilere dayanarak ortaya koyuyor.

Rapordaki çarpıcı bulgulardan biri, fona geçildiğinde işçilerin uğrayacağı maddi kayıpla patronların elde edeceği kazancı gösteren hesaplama.

Bu hesaplamaya  göre  10 yıl boyunca asgari ücretle çalışan, yani olası maddi kaybı en az yaşayacak işçi için yapılmış. Bu işçinin 10 yıl çalışması karşılığında bugün alacağı kıdem tazminatı tutarıyla, fon sistemi geçerli olsaydı fonda biriken kıdem tazminatı tutarı karşılaştırılıyor.

 Sonuç dudak uçuklatıyor:

İşçinin 1 Ocak 2010 ile 31 Aralık 2019 tarihleri arasında 10 yıl kesintisiz çalıştığı varsayılıyor. Mevcut durumda işçinin hak ettiği kıdem tazminatı tutarı olarak net 25.042 lira hesaplanıyor.

Fon olsaydı, patron her ay işçinin brüt ücreti üzerinden yüzde 3 prim yatıracaktı. Bu durumda patronun fona 10 yıl boyunca yatıracağı prim tutarı 4.977 lira olacaktı. Aradaki fark, fon sisteminde patronun cebinde kalacak olan miktar oluyor; tam 20.065 lira. Fon sistemi, her fırsatta kıdem tazminatını yük olarak tanımlayan patronları işte böyle “yükten” kurtarıyor.

Patronun her ay fona yatırdığı kıdem tazminatı primi, aylık Merkez Bankası mevduat faizi ile 10 yıl boyunca nemalandırıldığında fonda biriken para 8.601 liraya yükseliyor. Bu miktar bile işçinin mevcut durumda alması gereken kıdem tazminatı tutarının neredeyse üçte birine denk düşüyor. Örnekteki işçinin kaybı 16.441 lira oluyor.

Bu farkın işsizlik sigortası fonundan kapatılabileceğini söyleyenler var. Bunun anlamı işçinin bir cebinden alıp öbür cebine koymak. İşçilerle alay ediyorlar.

Yani Kıdem tazminatı fona geçirilirse işçinin kaybı büyük olacak….

Üstelik kayıp sadece maddi olmayacak.

Kıdem tazminatının başka birçok fonksiyonu var ve belki de bunlar içinde en önemlisi iş güvencesi. Kıdem tazminatı patronlar için öyle ya da böyle işten çıkarmada caydırıcı bir rol oynuyor. Aynı zamanda işten çıkarılan işçinin işsizlik sürecinde soluk almasını sağlıyor. 

Patronlar, haksız fesihte işçiye işe iade davası açma hakkı tanıyan iş kanunundaki “iş güvencesi” maddelerinin varlığına işaret ederek “çifte güvence olmaz” diyor. Bu onların kıdem tazminatı konusundaki en büyük demagojisi. Oysa AKP’ye çıkarttırdıkları “arabuluculuk yasası” ile hem işe iade davalarının işten çıkarmadaki caydırıcı etkisini azalttılar hem de işçilere ödemek zorunda kaldıkları tazminat tutarlarını düşürdüler.

TİSK, çeşitli kereler kıdem tazminatını “işverenlerin ayağındaki zincir” olarak adlandırdı.

 İşçiyi az da olsa koruyan her türlü düzenleme onlar için ayak bağı…

 İşçi çıkarırken sınırsız serbestlik istiyorlar.

Önümüzdeki günler İşçiler için sıcak olacak durum bunu gösteriyor…

Sevgilerimle..

 

 



Bu yazı 1425 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI